Ulusal Yarisma
Menu

MANİFESTO

2. Antalya Festivali, “Keşanlı Ali Destanı” ve “Karanlıkta Uyananlar” gibi unutulmaz filmleri ödüllendirirken, Türkiye’de gerçekleşen film festivalleri için bir geleneği de başlatmıştı. 12 Haziran 1965 tarihli, “Ödül Dağıtılışında Olaylar Oldu” başlıklı imzasız bir habere göre o yıl sinemacılar Antalya Şehir Kulübü’ndeki ödül törenini terk etti. Festivalin işleyişini usulsüz buluyor, belediyenin ve siyasetçilerin ödüllerle ilgili kararlarda söz hakkının olmasına karşı çıkıyorlardı. “Karanlıkta Uyananlar” ile en iyi senaryo ödülünü alan Vedat Türkali törene katılamayınca, ödülü almak için yerine filmin oyuncularından Beklan Algan katıldı. Salondaki sinemacılar adına söz almak isteyen Beklan Algan, Belediye Başkanı’nın yapılmasına izin vermediği konuşmasında şöyle diyordu: “Biz, verilen ödülleri kabul etmeyen ve bu eylemi destekleyen Türk sineması ilgilileri, bu davranışımızla yalnız her türlü baskıdan uzak tutmaya çalıştığımız Türk sineması sanatına değil, ancak özgür düşünce ve dürüstlük ortamında yaşayabilecek bir sanat festivalinin güzel bir vatan köşesi Antalyamızda serpilip gelişmesine de yararlı olduğuna inanıyoruz.”

Bundan iki gün sonra, Fikret Hakan öncülüğünde bir grup sinemacı, Erol Taş’ın kahvehanesinde bir basın toplantısı düzenleyerek, ödül alan sanatçılarından 16’sının ödülü iade ettiklerini açıkladı. Aralarında, bir önceki sene en iyi film ödülünü kazanan Halit Refiğ de vardı. “Verilmiş gibi görünen ödülleri reddediyoruz” dediler, kendi aralarından ve basından temsilcilerle bir jüri oluşturulmasını istediler. “Karanlıkta Uyananlar”ın gösterimi, kısa bir süre sonra ülke çapında yasaklandı. Filmin ana karakteri Turgut, greve çıkmaya çekinen arkadaşlarına şöyle sesleniyordu: “Neyiniz var kaybedecek?” Turgut’un sorusunu yanıtlayanlar, dönemin sinemacıları oldu.

Şimdi biz de kendimize aynı soruyu soruyoruz: Neyimiz var kaybedecek? Ulusal Yarışma’nın iptaliyle birlikte, kaybedeceğimiz bir tarihimiz var. Tarihimizin, özellikle de Ulusal Yarışma tarihinin kazananlar ve katılanlardan, başkanlar ve müdürlerden, söylenenler ve söylenmeyenlerden fazlası olduğunu biliyoruz. Bizden çalınmaya çalışılan bu tarihin, varlığından haberdar bile olmadığımız mücadelelerle şekillendiğini görüyoruz. Hep sahip olduğumuzu düşündüğümüz şeylerin bile dayanışmayla kazanıldığını; sonsuza kadar sahip olacağımızı düşündüğümüz şeylerin bile bir anda elimizden alınabildiğini biliyoruz. Ulusal Yarışma’nın iptaliyle birlikte köksüzleşecek, yolunu kaybedecek bir sinemamız var. İzleyicisini kaybedecek filmlerimiz, susturulacak sinemacılarımız, coşkusunu kaybedecek sinemaseverlerimiz var. Zamanla ve emekle, üreterek ve deneyerek, başararak ve çuvallayarak oluşturduğumuz bir sesimiz, üslubumuz var. Bizi umutsuzluğa da sürüklese, bize güç de verse bu tarihe sahip çıkma sorumluluğunu duyuyoruz.

İşte bu yüzden, bir kez daha, bu yıl ikinci kez düzenlediğimiz 55. Ulusal Yarışma için yola çıkıyoruz. İstikametimiz yine Antalya, güzergahımız yine İstanbul’dan geçiyor.

Ulusal Yarışma’yı düzenlemekte ısrar ederek kazanacağımız çok şey var. Bu tarihin, itiraz edenlerin tarihi de olduğunu; ne ilk ne de son olduğumuzu öğreniyoruz. Tıpkı geçen sene olduğu gibi, bin benzemez bir araya geldiğinde, hayal ettiğimizden fazlasını yapabildiğimizi biliyoruz. Markayı değil sinemacıyı, prestiji değil izleyiciyi, turizmi değil sanatı merkeze alan, gerçek bir festival kazanıyoruz. Yine cesaretten, tutkudan, sevgiden, neşeden, aşktan, umuttan, dayanışmadan güç buluyoruz. Geçmişimize sahip çıkmanın, geleceğimizi şekillendirmek için bize yol göstereceğine inanıyoruz.

Bir gün bu sürgün sona erecek, hep birlikte geri döneceğiz o şehre, buna hala yürekten inanıyoruz. Ancak, güzel bir vatan köşesi Antalyamıza geri dönmek tek hayalimiz değil. Film festivallerinin, sinemacıların birbiriyle ve izleyiciyle buluştuğu, çok sesli kültür etkinlikleri olmasını hayal ediyoruz. Güvenli bir çalışma ve özgür bir ifade ortamını hep beraber nasıl inşa edebileceğimizi tartışmak istiyoruz. Sahip olduğumuz imkanlar sınırlı da olsa, onların adil bir şekilde dağıtılması için hep birlikte çalışmak istiyoruz. “Ben de” diyenlerin sesini duyurmak, “yanındayım” diyenlere katılmak istiyoruz. Türkiye’yi bir ülke, bir kültür yapan tüm kimliklerden insanların hikayelerinin beyaz perdede temsiliyet bulması için birlikte hareket etmeyi umuyoruz. Birbirimizi dinlemenin, anlamanın ve kollamanın yollarını aramak istiyoruz. Zorla çıktığımız bu yolculuk, bize özgür, cesur ve coşkulu bir sinemanın hayalini kurduruyor.

Bundan 53 yıl önce başlayan bir tutkuyu bugün kalbinde hisseden bizler, 53 yıl önce sorulmuş bir soruyu yeniden, hep birlikte cevaplamak istiyoruz: Neyimiz var kaybedecek? Ulusal Yarışma’nın düzenlenmesi için mücadele ederken, verilmiş gibi görünen ödüllerden ve lütufmuş gibi sunulan izinlerden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Bizim bizlerden, sesimizden, filmlerimizden, hikayelerimizden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz yok.

Hep birlikte kazandığımız tek yarışma, 55. Ulusal Yarışma başlıyor.